Non Inutilis Vixi

Mezarlıkların yanından her geçtiğimde veya ziyaret etmeye gittiğimde, gözüme hep çevredeki mezar taşları takılır. O mezarlarda sonsuz uykularında olan insanların, nasıl biri olduğunu, nasıl bir hayat yaşadığını, kaç yaşında öldüğünü öğrenmeye çalışırım. Mezar taşlarının üzerindeki metinlerden çeşitli tahminler, hesaplamalar yaparım. Bazılarının hikâyesini tamamlar, bazıları hakkında değişik senaryolar üretmeye devam ederim. Şimdiye kadar beni iki mezar taşı çok şaşırttı. Birincisine Kadıköy ün denizden uzak mahallelerinden birinde, iki ahşap evin arasındaki küçük bir mezarlıkta rastladım. Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu, sadece bir soru işareti; ne isim vardı, ne doğum, ne de ölüm tarihi… İlk defa hiçbir yorum yapamadım, şaşırıp kaldım. Yaptığım ufak çaplı araştırma da bir sonuca ulaşmadı ve o mezar benim için hep soru işareti olarak kaldı. İkinci beni şaşırtan mezar taşına ise Homeopati eğitimine başladıktan sonra rastladım. Bu tedavi sitemini kuran Dr. Samuel Hahneman’ı tanıdıktan sonra. Fransa’da vefat eden ve kendisi için bir anıt mezar yaptırılan bu ünlü doktorun mezarının güzelliği değildi beni şaşırtan. Mezar taşındaki plakada yazan yazıydı ‘’Non inutilis vixi’’ yani ‘’Boşuna yaşamadı”. Homeopati eğitimi başında bunun ne anlama geldiğini pek anlayamadım fakat zaman geçtikçe neden Dr. Hahneman’ın boşuna yaşamadığını anladım.


10 Nisan 1755 yılında Almanya’da doğan, 1843 yılında 88 yaşında Paris’de vefat eden Dr. Hahneman, 1779 yılında başladığı doktorluğu, döneminin tıbbi uygulamalarının hastaya zarar verdiğini görünce bırakmış. Geçimini 9 dil bilmesi sayesinde tercümeler yaparak sağlamaya başladığı dönemde homeopatinin temellerini atmaya başlamış. Kininin sıtma hastalığına iyi geldiğini ve bu bitkinin sağlıklı insanlara verildiğinde sıtmayla aynı belirtileri gösterdiğini fark ettiğinde kendi ve yakınları üzerinde sonu gelmeyecek denemelere başlamış.

250 yıl kadar önce Hahnemann tarafından geliştirilmiş ve ilkeleri belirlenmiş olan homeopati, özünde bir enerji tedavisidir. Bedene ihtiyacı olduğu türde enerji yükleyerek onun iyileşme kapasitesini arttırır ve genişletir, kişi sahip olduğu bütün hastalıkları iyileştirecek güce kavuşur. Hahnemann, alışılagelmiş tıbbi tedavilerin aksine bir şifa yönteminin hastaya hiçbir zarar vermeden uygulanması ve yan etkilerinin olmaması gerektiğini, tedavinin mümkün olduğunca kısa ve etkili olmasını savunmuştur.

Benzerin bezerle tedavisi olan bu uygulama, yalnızca fiziksel sağlığa değil, duygusal, zihinsel ve ruhsal sağlık alanlarına da etkili olduğu için bu beklentileri karşılar. Bütün düzeylerde optimal sağlık sağlar. Herkesin kendine özgü biricik bir iyilik durumu olduğuna inanır ve doğadaki benzer prensipleri, özel biçimlendirilmiş remediler yoluyla kullanarak en eski tamamlayıcı yöntemler yardımıyla bütün bedende uyumu ve dengeyi tekrar kurar.

Bu hayranlık duyulacak tedavi sistemini geliştiren insan çok doğaldır ki boşuna yaşamamıştır.

Hepimiz için en az bu kadar tatmin edici ve dolu dolu yaşanmış bir hayata niyet ediyorum.

Ecz.  Temel Şeker

Sosyal medyada paylaş