Mindfulness Nedir? : Sadece Bir Teknik mi? Yoksa Bir Yaşam Biçimi mi?


     Minfulness kavramı Sanskritçe Dhamma’ya (Batı’da Budizm olarak tanımlanan olgu için Doğu’da Budizm yerine "Hayatın Amacı" anlamına gelen Dhamma veya Dharma kullanılır) göre Sattipatthana olarak adlandırılır. Sattipatthana düzgün olarak Türkçeleştirebilirsem "Dikkati içeride tutmak" anlamına gelir. İngilizce’ye bu kavram Mindfulness olarak çevrilmişken, bazı Türkçe kaynaklarda "Bilinçli Farkındalık" olarak geçmektedir. Ben orijinal anlamını taşıdığını düşünmediğim için Mindfulness kavramını olduğu gibi bırakmayı tercih ediyorum. Kimileri Mindfulness anksiyete, depresyon veya strese karşı kısa süreli rahatlık sağlayan bir çalışma olarak görürken, kimileri de sağlık problemlerinin iyileştirilmesi için bir yöntem, iç huzurun sağlanması ve konsantrasyonu arttırmak için reçete olarak görüyor.
     
     Her ne kadar Mindfulness çalışmaları bunların hepsini iyileştiren bir yöntem olsa da Doğu’da Mindfulness’ın birincil amacı zihni eğitmektir. Bizi düzenli olarak bilinçli tutan ve an be an ne olduğunu anlamamızı sağlayan bir pratiktir. Bir hayat disiplini ve her şeye karş önyargılarımız veya önceden belirlenmiş sabit düşüncelerimiz yerine merakla yaklaşmamızı hatırlatan bir tekniktir.  Mindfulness pratik etmek aynı fiziki bir kasımızı çalıştırmaya benzer. Ne kadar çok pratik edersek, daha güçlü oluruz. Tek farkı mindfulness çalışarak bedenimizi değil zihnimizi güçlendiririz. Doğu Kültüründe zihin bizim Batı felsefesinde algıladığımız gibi sadece düşünce ve inançlar anlamına gelmemektedir. Batılı anlamda “Düşünüyorum öyleyse varım” yaklaşımının yerine zihin açık bilinç anlamında kullanılmaktadır. Bu açık bilinç bedende olup bitenlerin yanı sıra zihindeki duygu ve düşünceleri de gözlemleyebilir ve
değerlendirebilir. Yani diğer bir deyişle mindfulness’a göre zihin sadece düşüncelerden ibaret değildir. Birçok kaynakta ve batılı anlamda Mindfulness kavramını geliştiren John Kabat-Zinn’in tanımına göre “Farkındalığımızı bilinçli ve yargısızca ana getirmek" olarak nitelendirilmektedir. Bu yetenek düzenli olarak mindfulness meditasyon çalışmaları yapılarak ve günlük hayatta zihinimizin her düşüncelere daldığı anda tekrar ana dönmesini sağlayarak geliştirilebilir. Mindfulness sadece meditasyon yapmak değildir. Meditasyon Mindful olabilmek için bir tekniktir.
   
     Kadim ruhani geleneklerden gelen bu teknik günümüzde artık tamamen seküler biçimde uygulanabilmektedir. Tekniğin düzenli olarak uygulanmasıyla birlikte insanın iyi oluşunun farklı etmenlerinde bilimsel olarak da artış gözlemlenmiştir. Mindful olmak hem bedenimiz ve zihnimizde olan biteni hassasiyetle takip etmekle birlikte, çevremizde olan bitenin de farkında olmaktır. Mindfulness hem kendi kendimize daha iyi bakmamızı, hem de ilişki kurduğumuz insanları daha iyi anlamamızı sağlar. Okul yıllarında neredeyse hepimize bilgiyi nasıl hatırlayacağımız ve nasıl çağırıp tekrar kullanacağımız öğretilse de hepimize zihnimizi güçlendirmek ve düşünme biçimimizi anlamak ve değiştirmek ne yazık ki öğretilmedi.
     
     Zihnimizi eğiterek ve onu güçlendirerek düşünceler, duygular ve fiziksel duyumlardan giderek kendimizi ayırabildiğimizi görebiliriz. Yani düşündüğümüz ve hissettiğimiz her şey biz değiliz! Bu sayede duygularımızı düzenleyebilir ve stres altında kaldığımız durumlarda kontrolü kaybetmeden zorlu süreçleri yürütebiliriz. Zihnimizi eğitmenin sonucu olarak makalenin başında da bahsettiğim anksiyete, depresyon gibi zihinsel olumsuzlukların yanı sıra genel sağlığımızı da zihin egzersizlerinin bir sonucu olarak kendi kendimize iyileştirebiliriz. Sonuç olarak; biz dikkatimizi şimdi ve burada tuttukça mutluluk ve dengeli hayat kendi kendine bize gelecektir.

Mındfulness Eğitmeni
Buğra OYGUR

Sosyal medyada paylaş