Meditasyon ve Stres: Meditasyon Yaparak Stresle Nasıl Mücadele Ederiz?

     Bilimsel kanıtlar bir yana kimi zaman düşünmekten veya çalışmaktan yorgun düşebiliyoruz. Zihnimizi bir şalter ile kapatıp, aynı bilgisayar gibi dinlenme moduna geçmek istediğimiz olabiliyor. Ancak çıktığımız birkaç günlük tatillerde kendimizi sürekli tetikte ve düşünen halimizden, sadece olan ve dinlenen hale alabiliyoruz. O sayede tekrar işe döndüğümüzde tatilin verdiği motivasyon ve güçle daha zinde ve enerjik hissedebiliyoruz. Kısaca bahsedecek olursam, bunun arkasındaki neden insan sinir sisteminin iki farklı modda çalışmasıdır. Biri sürekli eylemde olduğumuz için ‘Doing Mode’ yani eylem modu, diğeri ise ‘Being Mode’ yani sadece olma modu. Eylem modumuzda iken sinir sistemi tüm yükü taşımaya çalışacak şekilde evrim geçirmiştir. Yaşadığımız stres seviyesi kaldırabileceğimizin üstündeyse bedende kortizon hormonu tetiklenir. Tetiklenen bu hormon ile sindirim ve üreme sistemleri yavaşlar, tüm güç vücudun gerekli kas, eklem ve organlarına aktarılır. Beden tamamen hayatta kalma modunda çalışır. Bu bize ilk çağlarda yaşayan atalarımızdan genetik mirastır. Çünkü hayatımızı yırtıcı hayvanlardan kurtarabilmemiz için zihin ve beden kaçmak, savaşmak veya donmak üzere üç farklı strateji ile tüm işleyişini değiştirir.
     
     Günümüzde herhangi bir yırtıcı tarafından ciddi tehdide uğramasak da beynimizde duygusal kararları veren bölge olan amigdala, olayların gerçek veya zahiri olduğunu fark etmediği için işyerinde, trafikte, ilişkilerimizde stres seviyesi yükseldiğinde biz yine kaç, savaş veya don stratejilerinden biri ile cevap veririz. Akut olarak bizi hayatta tutmaya çalışan bu fizyolojik değişimler, kronikleşmeye başladığında bedenimize zarar vermeye başlar. Sindirim problemi, eklem ve kas ağrıları, baş ağrısı ve migren, ereksiyon problemi başta olmak üzere birçok kronik rahatsızlığın başlangıcı stres olabilir. İngiltere’de yayımlanan Yıllık Ülke Raporunda tüm hastalıkların kabaca %80’inin stresten kaynaklandığı belirtilmektedir. Eğer böyle ise günlük hayatımızda stresle mücadele etmek için bir veya birden fazla faydalı alışkanlığı hayatımıza katarak hayat kalitemizi arttırabileceğimizi düşünüyorum.

     Bunun yöntemi de sürekli eylem modundan çıkıp sinir sistemimizin kendini onarabildiği, bedenimizin kendini yenileyebildiği ‘Olma Hali’ne geçebilmektir. Yani tatile çıktığımızda hissettiğimiz o rahatlama, gördüğümüz veya yaşadığımız deneyimlere açık olma hissi, olumsuzluklara fazla kapılmadan hayatımıza devam edebilme belki de ‘Being Mode’ için somut olarak verebileceğim örnekler olabilir. Bu moda geçmek için tatiller kadar günlük olarak yapacağınız meditasyonlar da etkilidir.Yani her oturuşta küçük bir tatile çıktığınızı düşünebilirsiniz.

     Başta insanın hayatına alışık olmadığı ve gerek duyup duymadığını bilmediği bir eylemi düzenli olarak koymanın çok kolay olmadığını söyleyebilirim. İlla ki bahaneler oluyordur. "Dün yaptım, bugün yapmasam olur" gibi düşünceler motivasyonunuzu kırabilir ve bu çok normal. Diğer yandan yoğun dönemlerde hep bahsedilen keşke şalteri kapatıp dinlenebilsem dediğinizde bunun meditasyonla mümkün olduğunu söyleyebilirim. Neticesi güzel olan her şey gibi başta zor olsa da hayat kalitenizi arttırmak için sabırla uygulamanın önemini vurgulamak isterim.

Farkındalık Meditasyonu (Mindfulness Meditasyon)
     Mindfulness hayatı farkındalıkla yaşama anlamına gelen bir kavram iken bunu geliştiren teknik ise yine aynı adda olan farkındalık meditasyonlarıdır. Amaç burada meditasyon yapmak değildir, amaç daha farkında bir hayat yaşayabilmek için meditasyon tekniğini kullanmaktır.Farkındalık meditasyonu zihinde ve bedende o anda ne oluyorsa tamamen farkına varmak için yaptığımız tek odak noktasına dikkatimizi verdiğimiz bir meditasyon türüdür. Meditasyonun ilk aşamalarında sadece nefese ve nefesin bedendeki hareketlerine odaklanarak, odaklanma gücümüzü geliştirdikten sonra bir adım geri çekilerek zihnimizi veya bedenimizi izleriz. Her meditasyonda olduğu gibi zihnimiz dağılsa da tekrar tekrar nefesin yardımıyla ana dönerek odaklanma ve dikkat kabiliyetimizi geliştirir ve sonrasında duygu ve düşüncelerimizi izlemeye başlarız. Bir düşüncenin veya duygunun zihne nasıl
düştüğü ve sonra yok olduğunu gözlemleyebiliriz. Bu sayede onlara karşı bağışıklık geliştirebilir ve düşünce kalıplarımızın neler olduğunu gözlemleyerek değiştirme fırsatı bulabiliriz.

Farkındalıkla seçim hakkımız olur. Seçim hakkını elde ettiğimizde kendimizi özgürleştirebiliriz. 

Mindfulness Eğitmeni
Buğra OYGUR

Sosyal medyada paylaş