Her Şey Nasıl Daha İyi Olabilir?

     İki yıl önce, Gaia Bütünsel Yaşam Merkezi’ni kurma nedenim belki de çok küçük yaşlarımdan beri süregelen “Her şey nasıl daha iyi olabilir?” sorumun yanıtıydı.

     Henüz bebekken yakalandığım bir rahatsızlıktan dolayı sık sık doktor kontrolüne gitmem gerekiyordu. Doktorum çok zarif, güler yüzlü bir beydi ve beni muayene etmeden önce hep biraz gıdıklar iyice rahatlatırdı. Bende o zamanlar anneme, “Ben de büyüyünce gıdıklayan doktor olacağım, çocukları neşe içinde güldürerek muayene edeceğim” demiştim. Daha sonra bu sözümü tutmamış olmam özellikle rahmetli babamı çok üzdü biliyorum. Erken gençlik yıllarım oldukça siyasi bir ortamda geçti. Ablalarımız, ağabeylerimiz sürekli çatışıyorlardı. Belki sosyoloji yani toplum bilimi ve psikoloji okursam olan biteni anlar ve bu saçma gidişe bir katkı sağlayabilirim diye düşünmüştüm. Sosyolojiye olan ilgim biyolojiye olan sevgimin üstüne çıktı ve ana dal olarak sosyoloji bölümünü seçtim. Ancak sosyoloji eğitimimi biraz hayal kırıklığı ile tamamlamıştım. Sanki, pratik yaşamda işe yarayacak hiçbir şey öğretilmemişti. Tabii bu eğitim beni dışarıdaki pek çok gence göre daha fazla okuyan, irdeleyen, kültürel- sanatsal faaliyetleri takip eden daha entelektüel genç yapmıştı ve hatta bazı ortamlarda adım “Entel Nilgül” olmuştu ancak tam aradığım yanıtlar içinde yoktu. 

     Belki sonra anlatacağım başka bir mucizevi hikâye ile, üniversite biter bitmez kendimi İngiltere’de buldum. Amacım İngilizcemi geliştirerek sosyoloji alanında master yapmaktı. İngiltere’deki yaşam bende inanılmaz açılımlar sağladı. Her şeyin daha iyi olması için, asıl düzelmesi gerekenin toplumun siyasi sisteminin değil tek tek kişilerin kendilerinin olması gerektiğini anladım. Buna örnek olarak, sanırım Atatürk’ün kurduğu sistemi, ülkeyi bu kazanımların değerini anlayamayan insanlar olarak nasıl bozduğumuzu göstermek yerinde olur. Yüreklerinde; demokrasi, özgürlük ve adalet duygusu olmayan insanların kurdukları sistemde zaten bu değerler olmaz, nasıl olsun?

     Özetle, eğer ben, bizler; beden, zihin-duygu ve ruh bütünlüğü içinde sağlıklı bireyler olursak, etik değerlerimizden hareket eden, dürüst, onurlu adam gibi adamlar olursak, oluşturduğumuz etkide, bulunduğumuz her sistem, her topluluk zaten iyi olur, İyi arkadaşlıklar edinir, iyi aileler kurar, iyi iş ilişkileri ve iyi bir sistem oluştururuz. Açıkçası dışarıyı suçlamak yerine herkes kendi en iyi haline nasıl ulaşabilirine odaklansa, doğaya ve yaşamın içindeki tüm oluşumlara karşı saygılı bireyler olsa bence sorunlarımızın büyük çoğunluğu çözülür. Sosyal adalet, merhamet ve hak yasası toplumsal eşitsizlikleri de kendinden çözümleyecektir.

     Bu doğrultudan baktığımızda, önce kendi fiziksel bedenimize saygı ve ilgi ile başlamalıyız. Besinlerimizi içsel dürtülerimize göre değil mümkün olduğunca sağlıklı yaşam için gerekli olan besinlerden seçmeliyiz. Etrafımızı bize iyi gelecek şeylerle donatmaya çalışmalıyız. Sevgili Ata’mızın dediği gibi “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!” Tabii ihtiyaç olduğunda, zihinsel- duygusal denge için sistemde var olan destekleri kullanarak duygusal bütünlüğümüzü de sağlamalıyız.

     Fiziksel ve zihinsel bedenlerimizin sağlıklı olması bize içsel gücümüzü yani maneviyatımızı fark etmemize olanak sağlayacaktır. Berrak, temiz bir zihin yapısı ve dengeli duygu hali gerçekten kim olduğumuz ve neden burada olduğumuz konusunda bize rehberlik edecek yardımcı olacaktır.  Geçmişe, yargılayarak takılı kalmak veya gelecekten endişe duymak bizi aşağıya çeken hallerdir.

     Bu dünyaya gelmiş ve belirli bir ömürle ödüllendirilmiş insanlar olarak bu yaşamı en yüksek potansiyelimizle nasıl yaşayabiliriz?  Yaşam yolculuğumuzu, en sağlıklı, en verimli, en anlamlı ve tatmin duygusu ile nasıl tamamlayabiliriz? En iyi halimizi yaratabilmek için nerelere ihtiyacımız var?

     İşte annemlere çocukken söz verdiğim gibi, tıp doktoru olarak insanlara yardımcı olamasam da otuz yılı aşkın zamandır aldığım eğitimler ve araştırmalardan derlediğim bilinçli ve iyi yaşam araçlarını, bilgilerini bu içe döndüğümüz Covid 19 döneminde hiç değilse haftada bir sizlerle paylaşmak için yola çıktım. Yarın başlıyoruz.  Şifa olsun…

Her daim, neşe, nefes ve aşk ile olmanız, sağlıkla kalmanız dileğiyle.
Nilgül Tavsel

Sosyal medyada paylaş